Trabzon, küresel iklim değişikliğiyle mücadelede yeni bir dönemin başlangıcına ev sahipliği yaptı. Mavi Diyalog-Okyanus ve Denizlerde İklim Değişikliği ve Dirençlilik Programı kapsamında düzenlenen üst düzeyli bakanlar oturumunda, 17 farklı ülkeden gelen yabancı basın mensupları ve temsilcilerle bir araya gelen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, COP31 sürecine dair Türkiye'nin vizyonunu paylaştı. Bakan Kurum, jeopolitik gerilimlerden enerji güvenliğine, gıda krizinden aşırı hava olaylarına kadar dünyanın içinden geçtiği zorlu süreci hatırlatarak, iklim meselesinin artık sadece bir çevre sorunu değil, hayatın her alanını doğrudan etkileyen temel bir kalkınma ve güvenlik konusu olduğunu vurguladı.

Sözden eyleme geçiş dönemi
Bakan Kurum, iklim diplomasisinde artık konferans salonlarında verilen taahhütlerin ötesine geçilmesi gerektiğini belirtti. Paris Anlaşması ile çizilen ortak istikametin ardından, alınan kararların ne kadar hızlı hayata geçirileceğinin kritik önem taşıdığını ifade eden Kurum, insanların artık somut sonuçlar beklediğini dile getirdi. Bu doğrultuda COP31 yaklaşımını diyalog, uzlaşı ve aksiyon üzerine kurduklarını belirten Bakan, Antalya'yı sözlerin projeye, projelerin ise yatırıma dönüştüğü bir uygulama merkezi haline getirmeyi hedeflediklerini açıkladı. Türkiye'nin bu süreçteki ara bulucu rolüne dikkat çeken Kurum, küresel krizlerde barışın adresi olan Türkiye'nin, iklim değişikliğiyle mücadelede de güven veren bir tarafsızlık sergilediğini ifade etti.

Mavi vatan için finansman ve veri ağı
Denizlerin ve okyanusların iklim krizinin çözümünde merkezde yer alması gerektiğini savunan Kurum, Trabzon'daki programın bu anlayışla doğduğunu belirtti. Sermaye, teknoloji ve bilginin dünyada mevcut olduğunu ancak bunların her zaman doğru projelerle buluşamadığını vurgulayan Bakan, COP31'de bu mesafeyi kapatmayı hedeflediklerini söyledi. Özellikle kıyı dirençliliği, mavi karbon ve deniz kirliliği gibi alanlarda yatırıma hazır projeler geliştireceklerini belirten Kurum, proje sahibi ülkelerle finans kuruluşlarını bir araya getirecek bir mekanizma üzerinde çalıştıklarını duyurdu. Ayrıca, deniz sıcaklığından kirliliğe kadar kritik verilerin hızla paylaşılacağı bir mavi veri ağı kurarak, sorunlar büyümeden önleyici sistemleri devreye almayı planladıklarını ekledi.

İklim adaletinde imkanların paylaşımı
İklim değişikliğinin etkileriyle en çok yüzleşen ada devletleri ve gelişmekte olan kıyı ülkelerine özel bir parantez açan Bakan Kurum, iklim adaletinin temelinin imkanların paylaşılmasından geçtiğini belirtti. Tarihi sorumlulukları olmamasına rağmen iklim krizinin bedelini ödeyen bu ülkelere teknoloji ve finansman desteği sağlanmasının zorunlu olduğunu ifade eden Kurum, dünya ortak evimiz diyorsak, bu iradeyi somut adımlarla desteklememiz gerektiğini söyledi. ABD'nin iklim politikalarına ilişkin bir soru üzerine ise hükümetler arası farklılıkların olabileceğini ancak Apple, Google ve Amazon gibi dev şirketlerin de dahil olduğu özel sektörün bu dönüşümü talep ettiğini belirten Kurum, küresel iklim hedeflerine ulaşmak için gereken 7,5 ile 9 trilyon dolarlık finansman ihtiyacının karşılanması için taahhütlerin bir an önce uygulamaya dönmesi gerektiğini yineledi.



