Havadis | Yaşam | Beyaz yakalı hayatı elinin tersiyle itti: Kömürlükten çiftlik patronluğuna uzanan bir kaçış hikayesi

Beyaz yakalı hayatı elinin tersiyle itti: Kömürlükten çiftlik patronluğuna uzanan bir kaçış hikayesi

Çorum'da hastane sekreterliği görevinden istifa ederek çocukluk hayali olan hayvancılığa yönelen 30 yaşındaki Esat Er, çevresindeki tüm olumsuz eleştirilere rağmen kendi çiftliğini kurarak üretimin gücünü kanıtlıyor.

Çorum'da hastane sekreterliği görevinden istifa ederek çocukluk hayali olan hayvancılığa yönelen 30 yaşındaki Esat Er, çevresindeki tüm olumsuz eleştirilere rağmen kendi çiftliğini kurarak üretimin gücünü kanıtlıyor.

Beyaz yakalı hayatı elinin tersiyle itti: Kömürlükten çiftlik patronluğuna uzanan bir kaçış hikayesi
KAYNAK: İhlas Haber Ajansı

Modern hayatın getirdiği yoğun çalışma temposu ve insan ilişkilerinin yarattığı yorgunluk, birçok kişiyi farklı arayışlara iterken, 30 yaşındaki Esat Er için bu arayış radikal bir karara dönüştü. Çorum'da bir hastanede sekreter olarak görev yapan Er, düzenli maaşını ve şehir hayatının konforunu geride bırakarak, çocukluğundan beri kalbinde taşıdığı hayvancılık tutkusunun peşinden gitmeye karar verdi. Üç yıl önce aldığı bu cesur kararla birlikte, ailesinin yaşadığı Köprüalan köyüne dönerek bambaşka bir yaşamın kapılarını araladı. Başlangıçta herkesin şüpheyle yaklaştığı bu girişim, bugün genç bir girişimcinin azmiyle somut bir başarı hikayesine dönüşmüş durumda.

Kömürlükten başlayan mütevazı bir başlangıç

Esat Er'in hayvancılık serüveni, görkemli tesislerden ziyade oldukça mütevazı koşullarda başladı. İlk adımlarını evlerinin kömürlüğünü ve odunluğunu bir ahıra dönüştürerek atan genç girişimci, sektördeki tecrübesizliğine rağmen içindeki hayvan sevgisiyle tüm engelleri aşmayı başardı. O dönemde çevresinden gelen 'bu işi yapamazsın, batarsın' şeklindeki olumsuz yorumlara kulak asmayan Er, maddi ve manevi zorlukların üstesinden gelmek için yoğun bir çaba sarf etti. Bugün geldiği noktada, 18 büyükbaş hayvana ev sahipliği yapan modern bir çiftliğin sahibi olmanın gururunu yaşıyor. Bu süreçte en büyük destekçileri ise her gün bakım işlerinde kendisine yardımcı olan anne ve babası oldu.

Heidi misali doğaya dönüş ve üretim tutkusu

Hayvancılığı sadece bir geçim kaynağı olarak değil, bir yaşam biçimi olarak gördüğünü vurgulayan Esat Er, bu süreci Heidi'nin dağlara kaçışına benzetiyor. Şehir hayatının karmaşasından uzaklaşarak köyüne dönmenin kendisine büyük bir huzur verdiğini belirten Er, üretmenin toplum için hayati bir öneme sahip olduğunu savunuyor. Pandemi döneminin de bu kararı almasında bir dönüm noktası olduğunu ifade eden genç girişimci, gençlerin de üretime katılması gerektiğinin altını çiziyor. Başlangıçta 25 hayvanla yola çıkan ve tesisini geliştirmek adına bir kısmını elden çıkaran Er, şu anki 18 hayvanıyla birlikte doğayla iç içe, kendi kurduğu düzenin mutluluğunu yaşıyor.

Geleceğe dair umutlu bir çağrı

Esat Er, sadece kendi hayalini gerçekleştirmekle kalmıyor, aynı zamanda toplumun geleceği için de önemli bir mesaj veriyor. İnsanların er ya da geç kendi köylerine, yani özlerine döneceğine inandığını belirten Er, üretmeyen toplumların tükeneceğini hatırlatıyor. Gençlere, hayallerinin peşinden gitmeleri ve zorluklardan korkmadan üretime dahil olmaları konusunda ilham veren bu hikaye, azmin ve kararlılığın neler başarabileceğini gözler önüne seriyor. Bugün hastane koridorları yerine hayvanlarının arasında vakit geçiren Er, aldığı kararın doğruluğunu her geçen gün daha iyi anladığını ve bu yolda ilerlemekten büyük bir gurur duyduğunu dile getiriyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız