Edirne'de yaşayan ve 12 Eylül 1980 darbesinin ağır sonuçlarını bizzat tecrübe eden Ekrem Demir, Türkiye siyasi tarihinin en sancılı dönemlerinden biri olan o günleri, derin bir hüzün ve kararlılıkla hatırlıyor. Darbe sürecinin Türk milliyetçileri ve ülkücüler üzerinde yarattığı tahribatın sadece fiziksel değil, aynı zamanda toplumsal ve ailevi boyutlarına da dikkat çeken Demir, o dönemde yaşananların unutulmaması gerektiğini vurguluyor. Aradan geçen 46 yıla rağmen, o günlerin acısının ve öfkesinin zihinlerdeki tazeliğini koruduğunu belirten Demir, yaşadığı kişisel bir anı üzerinden dönemin ruh halini gözler önüne seriyor.
Dava uğruna verilen en zor karar
O dönemde yaşanan gerginliklerin zirve yaptığı günlerden birinde, annesiyle yaşadığı o sarsıcı anı anlatan Demir, vicdani bir hesaplaşmanın eşiğine geldiğini ifade ediyor. Bulunduğu ilçedeki ortamın giderek tehlikeli bir hal aldığı bir günde, annesinin kendisini korumak amacıyla oradan uzaklaştırmak istediğini belirten Demir, o anki kararlılığını şu sözlerle dile getiriyor: Annem beni o ortamdan alıp köye götürmek için ısrar ediyordu. Ben ise arkadaşlarımdan ayrılmamak konusunda direniyordum. En sonunda anneme, beş oğlu olduğunu hatırlatarak, beni artık saymamasını ve bir evladını kaybetmiş gibi düşünmesini söyledim. Annem ağlayarak köye dönerken, ben arkadaşlarımın yanında kalmayı seçtim. Bugün geriye dönüp baktığımda, annemi o gün çok üzdüğüm için hakkını helal etmesini diliyorum; ancak o gün arkadaşlarımı ve davamı satmamak adına verdiğim kararın arkasındayım.
Kara Eylül'ün zindanlarında geçen yıllar
12 Eylül dönemini Türk milliyetçileri için bir kara Eylül olarak tanımlayan Ekrem Demir, o süreçte arkadaşlarının maruz kaldığı işkencelerin ve haksızlıkların boyutlarını anlatırken, dönemin acımasızlığına dikkat çekiyor. Çok sayıda ülküdaşının tutuklanarak zindanlara atıldığını, 14-15 yıl süren hapis cezalarına çarptırıldığını belirten Demir, idam sehpasına giden arkadaşlarının acısının hala yüreklerinde olduğunu ifade ediyor. Türk milliyetçilerinin vatan, bayrak ve millet sevgisi nedeniyle ağır bedeller ödediğini vurgulayan Demir, bu sevginin bir suç olarak görülmesine karşı çıkıyor. O dönemin mağdurlarının birçoğunun artık hayatta olmadığını, geride kalanların ise bu acı hatıraları yaşatmaya devam ettiğini belirten Demir, davasına olan bağlılığının dün olduğu gibi bugün de aynı kararlılıkla sürdüğünü belirtiyor.
Demokrasiye olan inanç ve şiar edinilen söz
Darbelere karşı duruşunu net bir şekilde ortaya koyan Ekrem Demir, Türk milliyetçilerinin her zaman demokrasiyi savunduğunu ifade ediyor. Bu noktada, dönemin MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş'in, en kötü demokrasinin bile en iyi örfi idareden daha iyi olduğu yönündeki sözünü kendilerine şiar edindiklerini belirten Demir, darbe zihniyetine karşı olduklarını bir kez daha yineliyor.
Geçmeyen öfke ve geleceğe bakış
Aradan geçen 46 yıla rağmen, 12 Eylül döneminde yaşananlara karşı duyulan öfke ve kinin azalmadığını belirten Demir, Türk siyasi tarihinde yaşanan tüm darbe ve girişimlerini kınadığını ifade ediyor. Vatanını ve milletini sevmenin bir suç olmadığını, bu uğurda bedel ödemeye hazır olduklarını dile getiren Demir, o dönemin mağdurlarının çocuklarına ve gelecek nesillere bu bilinci aktarmanın önemine değiniyor. Türk milliyetçilerinin dün olduğu gibi bugün de devletin ve milletin yanında durmaya devam edeceğini belirten Demir, yaşadığı tüm acılara rağmen davasına olan sadakatini koruyor.