Artvin sınırları içerisinde yer alan ve Türkiye'nin Gürcistan'a açılan kapısı konumundaki Karadeniz Sahil Yolu, son yıllarda yaşanan trajik olaylarla gündemden düşmüyor. Özellikle Arhavi ile Sarp arasındaki yaklaşık 30 kilometrelik hat, sadece uluslararası lojistik ağının değil, aynı zamanda ciddi bir doğal afet riskinin de merkez üssü haline geldi. Yamaçlardan kopan devasa kaya kütleleri ve meydana gelen heyelanlar, bölgeden geçen sürücüler ve yerel halk için her an tetikte olunması gereken bir ölüm kalım mücadelesine dönüştü. Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Heyelan Uygulama ve Araştırma Merkezi'nden Prof. Dr. Hakan Ersoy, bölgedeki tehlikenin boyutlarını gözler önüne sererken, mevcut mühendislik çözümlerinin doğanın gücü karşısında çaresiz kaldığına dikkat çekiyor.
Devasa kütleler yolları hedef alıyor
Bölgede yaşanan felaketlerin kronolojisi, tehlikenin ne kadar yıkıcı olabileceğini kanıtlar nitelikte. 1 Temmuz 2022 tarihinde Hopa-Kemalpaşa arasındaki Kopmuş mevkisinde tırların üzerine düşen dev kaya parçaları, Azerbaycan uyruklu bir sürücünün hayatını kaybetmesine ve çok sayıda aracın hurdaya dönmesine neden oldu. Bu acı olayın ardından 8 Aralık 2024 tarihinde Arhavi'nin Kıyıcık mevkisinde yaşanan heyelan, yaklaşık 100 bin tonluk bir toprak kütlesinin yolu tamamen kapatmasıyla sonuçlandı ve dört kişinin yaşamını yitirdiği bir trajediye dönüştü. 6 Mayıs 2026'da Kemalpaşa'da bir tırın hasar görmesi ve 8 Ekim 2026'da Hopa'daki tır parkında bir kişinin hayatını kaybetmesi, bölgedeki riskin sürekliliğini bir kez daha gözler önüne serdi.
İnsan yapısı önlemlerin yetersizliği
Prof. Dr. Hakan Ersoy, bölgedeki incelemeleri sonucunda çarpıcı bir gerçeği vurguluyor: 500 tonu aşan kaya bloklarını durdurabilecek hiçbir insan yapısı önlem bulunmuyor. Ersoy, özellikle 2019 yılında düşen bin tona yakın kaya bloğunu hatırlatarak, doğayla savaşmak yerine stratejik bir geri çekilmenin zorunlu olduğunu belirtiyor. Karadeniz'in dik yamaçlarına çok yakın inşa edilen yolların, kaya düşmesi durumunda araçlar için bir tampon bölge bırakmadığını ifade eden uzmanlar, bu durumun kazaları doğrudan ölümcül hale getirdiğini savunuyor. Lokal çözümlerin artık bir anlam ifade etmediği bu 30 kilometrelik hatta, doğanın kendi kurallarının işlediği ve mühendislik yapılarının bu devasa kütleler karşısında etkisiz kaldığı açıkça görülüyor.
Bütüncül bir strateji şart
Uzmanlar, yaşanan bu afetlerin sadece yerel bir sorun olarak görülmemesi gerektiğini, Türkiye'nin deprem gerçeği gibi bu durumu da ulusal bir afet stratejisiyle ele alması gerektiğini savunuyor. Hopa'dan Sarp'a kadar uzanan hattın, kaya düşmesi riski olsun ya da olmasın, üniversiteler ve kamu kurumları tarafından bütüncül bir yaklaşımla yeniden incelenmesi gerektiği ifade ediliyor. Doğanın gücüyle başa çıkmanın tek yolunun, riskli bölgelerden uzaklaşmak ve sakınım planları oluşturmak olduğu belirtilirken, günü kurtaran lokal müdahalelerin artık geride kaldığı vurgulanıyor. Karadeniz Sahil Yolu'nun bu kritik kesiminde, daha fazla can kaybı yaşanmaması adına stratejik bir yol haritasının ivedilikle hayata geçirilmesi bekleniyor.