Teknolojiye yenik düşen yarım asırlık zanaat: 24 metrekarede direniyor

Tokat'ta babasından devraldığı saraçlık mesleğini 50 yıldır aynı dükkanda sürdüren Hüseyin Örükaya, unutulmaya yüz tutmuş bu geleneksel zanaatı yaşatmak için büyük bir özveriyle çalışıyor.

Teknolojiye yenik düşen yarım asırlık zanaat: 24 metrekarede direniyor

Tokat'ın tarihi dokusunu yansıtan Sulusokak Çarşısı'nda, zamanın akışına inatla direnen küçük bir dükkan bulunuyor. Henüz ilkokul çağlarındayken babasının yanında deriyle tanışan 62 yaşındaki Hüseyin Örükaya, tam yarım asırdır bu 24 metrekarelik alanda saraçlık mesleğini icra ediyor. Teknolojinin hızla geliştiği ve geleneksel üretim yöntemlerinin yerini seri üretime bıraktığı günümüzde, Örükaya hala asırlık dikiş makinesinin başında el emeği göz nuru ürünler ortaya koyuyor.

Zanaatın zorlu ve sabır isteyen yolculuğu

Örükaya'nın atölyesinde üretilen hamut ve at koşum takımları, büyük bir titizlikle hazırlanıyor. Manda ve sığır derisinin yanı sıra eğri ağaç ve keçe gibi doğal malzemelerin ustalıkla birleştirildiği bu süreç, ciddi bir fiziksel emek ve sabır gerektiriyor. Sipariş üzerine çalışan usta, bir adet hamutun tamamlanmasının tüm gününü aldığını belirtiyor. Özellikle Doğu Anadolu Bölgesi'nden gelen talepleri karşılamaya çalışan Örükaya, her bir dikişte geçmişin izlerini bugüne taşımaya gayret ediyor.

Teknoloji karşısında azalan bir gelenek

Saraçlık mesleğinin Türkiye genelinde artık sayılı usta tarafından sürdürüldüğünü vurgulayan Örükaya, modern dünyanın getirdiği kolaylıkların geleneksel zanaatları gölgede bıraktığını ifade ediyor. Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte el yapımı ürünlere olan ilginin azaldığını belirten usta, bu durumu bir nevi mağlubiyet olarak nitelendiriyor. Geçmişte iki çırak yetiştirmiş olmasına rağmen, günümüzde gençlerin bu zorlu ve sabır isteyen mesleğe karşı ilgisiz kalması, usta için en büyük endişe kaynağı haline gelmiş durumda.

Gelecek kuşaklara aktarılamayan bir miras

Örükaya'nın yetiştirdiği eski çıraklarının devlet kurumlarında çalışmayı tercih etmesi, mesleğin devamlılığı konusundaki umutları zayıflatıyor. Şimdiki neslin daha hazır ve zahmetsiz işlere yöneldiğini gözlemleyen usta, çırak bulamamanın saraçlık sanatının sonunu getirebileceğinden korkuyor. Yaklaşık 15-20 yıl sonra bu zanaatı sürdürecek kimsenin kalmayabileceğini düşünen Örükaya, kendi ömrü yettiğince bu kadim geleneği yaşatmaya kararlı olsa da, çıraksızlığın getirdiği kaçınılmaz sonun hüznünü yaşıyor. Bu küçük dükkan, sadece deri ürünlerinin değil, aynı zamanda bir kültürün de son temsilcisi olarak varlığını korumaya devam ediyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız