Kanser tedavisinde çığır açabilecek bir gelişme, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) ve İstanbul Medipol Üniversitesi bünyesindeki bilim insanlarının ortaklaşa yürüttüğü titiz çalışmalar sonucunda ortaya çıktı. Uzun süredir üzerinde çalışılan ve kanser hücrelerinin kontrolsüz büyümesini engelleyen yeni nesil moleküller, laboratuvar ortamında gerçekleştirilen testlerde büyük bir başarıya imza attı. Özellikle meme, prostat ve akciğer kanseri hücreleri üzerinde durdurucu bir etkiye sahip olduğu kanıtlanan bu moleküller, Türkiye'nin yerli ilaç üretimi hedefleri doğrultusunda atılmış stratejik bir adım olarak değerlendiriliyor. Elde edilen bu bilimsel başarı, hem ulusal hem de Avrupa çapında patentle koruma altına alınarak tescillendi.
Kanser hücrelerinin büyüme şalteri kapatıldı
Araştırmanın temelinde, kanser hücrelerinin vücutta hızla yayılmasına ve kontrolsüzce çoğalmasına neden olan tirozin kinaz enzimlerinin baskılanması yatıyor. BEUN Fen Fakültesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zuhal Gerçek, İstanbul Medipol Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Güzel ve araştırmacı Betül Yaşin tarafından yürütülen Yeni Tirozin Kinaz İnhibitörlerinin Sentezi ve Biyolojik Aktivitelerinin Araştırılması başlıklı proje, bu enzimleri hedef alarak kanserli hücrelerin büyüme şalterini kapatmayı amaçlıyor. 2018 yılında başlayan ve disiplinler arası bir iş birliğiyle ilerleyen süreçte, moleküllerin kimyasal sentez aşamaları Zonguldak'ta gerçekleştirilirken, biyolojik aktivite testleri ise İstanbul'daki laboratuvarlarda tamamlandı. Bilim insanları, teorik ve deneysel verilerle bu yeni bileşiklerin kanserli hücreler üzerindeki etkinliğini somut bir şekilde ortaya koymayı başardı.
Uluslararası tescil ile gelen bilimsel gurur
Projenin başarısı, sadece laboratuvar sonuçlarıyla sınırlı kalmayıp uluslararası hukuksal güvenceyle de perçinlendi. Dört farklı özgün kimyasal bileşiği kapsayan bu çalışma, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescil edildikten kısa bir süre sonra Avrupa'dan da patent alarak küresel ölçekte kabul gördü. Prof. Dr. Zuhal Gerçek, bu süreci yerli ve milli ilaç üretimi yolunda atılmış çok kıymetli bir adım olarak nitelendiriyor. Mevcut kanser tedavilerinde karşılaşılan yan etkileri minimize etmeyi ve ilacın vücuttaki biyolojik etkinliğini maksimum seviyeye çıkarmayı hedefleyen bu buluş, tıp dünyasında heyecanla karşılandı. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu da geçtiğimiz günlerde Zonguldak ziyareti sırasında bu projeye özel bir vurgu yaparak, Türkiye'nin ilaç ve tıbbi cihaz geliştirme konusundaki yerli çalışmalarını desteklediklerini ve üniversitenin bu çabalarını son derece değerli bulduklarını ifade etmişti.
İlaç olma yolunda klinik süreçler bekleniyor
Laboratuvar ortamında elde edilen bu umut verici sonuçların bir ilaca dönüşebilmesi için önünde aşılması gereken bazı kritik aşamalar bulunuyor. Şu an için moleküler düzeyde ve hücre kültürlerinde kanıtlanan etkinliğin, hastanelerde tedavi edici bir ilaç olarak kullanılabilmesi için ileri testlerin ve insan üzerindeki klinik çalışmaların tamamlanması gerekiyor. Bilim dünyası, bu yerli moleküllerin klinik süreçlerden de başarıyla geçerek kanser hastaları için yeni bir umut ışığı olmasını bekliyor. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi'nin öncülüğünde yürütülen bu çalışma, Türkiye'nin sağlık teknolojilerinde dışa bağımlılığını azaltma vizyonuna önemli bir katkı sunarken, genç araştırmacılar için de ilham verici bir örnek teşkil ediyor. İlaç geliştirme sürecinin uzun ve meşakkatli doğasına rağmen, elde edilen bu ilk başarılar, gelecekteki tedavi protokollerinde yerli moleküllerin yer alabileceğine dair güçlü sinyaller veriyor.