Antalya'da düzenlenecek olan COP31 zirvesi öncesinde çalışma hayatının geleceği masaya yatırıldı. HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, COP31'e Giderken Emek Dünyasının Ortak Gündemi başlıklı programda yaptığı konuşmada, iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında zorunlu hale gelen yeşil ve dijital dönüşümün, işçi hakları üzerindeki olası etkilerine dikkat çekti. Arslan, Türkiye'nin iklim krizindeki sorumluluğunun düşük olmasına rağmen elini taşın altına koyduğunu belirterek, bu süreçte emek hareketinin dışlanmaması gerektiğini ifade etti.
İkiz dönüşümde emekçinin sesi duyulmalı
HAK-İŞ lideri, yeşil ve dijital dönüşümün bir arada yürütülmesini ifade eden ikiz dönüşüm kavramına prensipte karşı olmadıklarını, ancak geçmişteki neoliberal politikaların yarattığı mağduriyetlerin tekrarlanmasından endişe duyduklarını dile getirdi. Arslan, iklim değişikliğinin asıl sorumlularının bu dönüşüm sürecinde liderlik etmesi gerektiğini vurgulayarak, çalışanların yok sayıldığı veya verimlilik kazancından mahrum bırakıldığı bir modele kesinlikle itiraz ettiklerini belirtti. Özellikle yapay zeka teknolojilerinin iş gücü piyasasına etkilerine değinen Arslan, ILO verilerine göre her dört çalışandan birinin bu değişimden doğrudan etkilenebileceğini hatırlattı. Teknolojik ilerlemeye evet dediklerini ancak bu sürecin emekçilerin mevcut haklarını elinden alacak bir araca dönüşmemesi gerektiğini savundu.
Adil geçiş için somut yol haritası beklentisi
Türkiye'nin iklim değişikliğiyle mücadelesinde 17 sektör ve 33 tema üzerinden hazırlanan Ulusal Adil Geçiş Stratejisi'nin önemine değinen Arslan, bu stratejinin bir an önce tamamlanarak ülkenin temel yol haritası haline getirilmesi gerektiğini ifade etti. İklim Kanunu'nun yürürlüğe girmesinin ardından atılacak adımların, işçi sınıfının kazanımlarını koruyacak şekilde kurgulanması gerektiğinin altını çizdi. Arslan, yeşil enerji sektöründe dünya genelinde 16,5 milyonu aşan yeni istihdam alanlarının bir fırsat olduğunu, ancak bu alanlarda sendikalaşma, iş sağlığı ve güvenliği ile insana yakışır ücret gibi temel endüstri ilişkileri unsurlarının mutlaka güvence altına alınması gerektiğini belirtti.
Endüstri ilişkilerinde yeni bir döneme ihtiyaç var
Türkiye'de 18 milyona yaklaşan işçi sayısının büyük bir kısmının özel sektörde çalıştığını ve bu kesimin önemli bir bölümünün sendikal örgütlenmeden yoksun olduğunu hatırlatan Arslan, iklim değişikliğiyle gelecek düzenlemelerin mevcut sendikal boşluğu derinleştirmemesi gerektiğini vurguladı. Sosyal diyalog mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini belirten Arslan, endüstri ilişkileri sisteminin güncellenmesinin artık bir zorunluluk olduğunu ifade etti. Programda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan'ın yanı sıra Memur-Sen, TÜRK-İŞ, Türkiye Kamu-Sen ve KESK temsilcileri de hazır bulunarak, çalışma hayatının geleceğine dair ortak bir vizyon geliştirilmesi noktasında görüş alışverişinde bulundular. Arslan, konuşmasını dönüşümün maliyetinin çalışanlara yüklenmemesi gerektiği yönündeki kararlı duruşunu yineleyerek sonlandırdı.