Ankara'nın Keçiören ilçesinde 14 Haziran 2023 tarihinde yaşanan ve bir ailenin hayatını karartan trajik olay, hukuk dünyasında uzun süre tartışılacak bir karara sahne oldu. Cibuti uyruklu Ramadan Abass Aden'in evindeki haşere ve tahtakurularından kurtulmak amacıyla internet üzerinden ulaştığı bir kişiyle 3 bin lira karşılığında anlaşıp yaptırdığı ilaçlama işlemi, aynı binada yaşayan komşuları için ölümcül bir tuzağa dönüştü. İlaçlamayı gerçekleştiren İbrahim Çatuk ve üvey oğlu Burak Akça'nın uyguladığı yöntemin ardından, ertesi gün aynı apartmanda ikamet eden Türkan Sabancılar, eşi Veysel Sabancılar ve çocukları fenalaşarak hastaneye kaldırıldı. Yapılan tüm müdahalelere rağmen 37 yaşındaki anne Türkan Sabancılar ve 10 yaşındaki kızı Elif Sude Sabancılar kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Adli Tıp Kurumu tarafından yapılan detaylı incelemeler sonucunda, anne ve kızının ölümüne depo ve ambarlarda kullanılması gereken, ev ortamında ise son derece tehlikeli olan alüminyum fosfit içerikli bir maddenin neden olduğu kesinleşti.

Hukuki süreçte Yargıtay'ın orantısızlık vurgusu
Olayın ardından Ankara 31'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen ilk davada, ilaçlamayı yapan İbrahim Çatuk'a bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına sebebiyet vermekten 18 yıl hapis cezası verilmiş, diğer sanıklar ise beraat etmişti. Ancak kararın temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 12'nci Ceza Dairesi, suçun vasfının doğru belirlendiğini kabul etse de ceza miktarını hukuka aykırı buldu. Yargıtay, Türk Ceza Kanunu'nun ilgili maddeleri uyarınca 2 ile 15 yıl arasında hapis cezası öngörülen bu suçta, 18 yıllık cezanın benzer olaylarla kıyaslandığında orantısız olduğunu ve muvazeneyi bozduğunu ifade etti. Ayrıca mahkemenin temel ceza belirlerken kullandığı bazı gerekçelerin hukuki ölçütlere uymadığına dikkat çeken yüksek mahkeme, yerel mahkemenin kararını bozarak dosyayı yeniden yargılama için geri gönderdi.

Yeniden görülen davada nihai karar
Bozma kararının ardından Ankara 31'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde tekrar hakim karşısına çıkan İbrahim Çatuk, Yargıtay'ın belirlediği hukuki çerçeve doğrultusunda yeniden yargılandı. Mahkeme heyeti, sanığın eyleminin ağırlığını ve meydana gelen vahim sonucu tekrar değerlendirerek, bu kez 12 yıl hapis cezasına hükmetti. Öte yandan, olayla bağlantılı olarak yargılanan Burak Akça hakkında verilen beraat kararı, Yargıtay tarafından hukuka uygun bulunarak onandı. Böylece, bir ailenin yok olmasına neden olan hatalı ilaçlama faciasına ilişkin yargı süreci, sanık İbrahim Çatuk'un 12 yıl hapis cezası almasıyla sonuçlanmış oldu.

İlaçlama faciasının ardından geride kalanlar
Yaşanan bu acı olay, evlerde yapılan haşere ilaçlamalarının ne kadar hayati bir risk taşıdığını bir kez daha gözler önüne serdi. Uzmanlar, özellikle depo ve ambarlarda kullanılan tarım ilaçlarının yaşam alanlarına sokulmasının, geri dönüşü olmayan felaketlere yol açtığı konusunda uyarılarını sürdürüyor. Ankara'daki bu dava, sadece bir ceza yargılaması olarak değil, aynı zamanda denetimsiz ve bilinçsizce yapılan ilaçlama hizmetlerinin toplum sağlığı üzerindeki yıkıcı etkilerini hatırlatan bir örnek olarak kayıtlara geçti. Hayatını kaybeden anne ve kızının ardından geride kalan aile bireyleri için adalet arayışı, mahkemenin verdiği bu son kararla hukuki bir noktaya ulaşmış olsa da, yaşanan kaybın acısı tazeliğini koruyor.
