Türkiye demokrasi tarihinin en karanlık sayfalarından biri olan 12 Eylül 1980 askeri darbesinin üzerinden 46 yıl geçti. HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, bu acı yıl dönümü vesilesiyle yaptığı kapsamlı yazılı açıklamada, darbe dönemlerinin sadece siyasi birer kırılma değil, aynı zamanda emekçilerin haklarının gasp edildiği ve sendikal özgürlüklerin adeta yok edildiği birer yıkım süreci olduğunu vurguladı. Arslan, Cumhuriyet tarihinin millet iradesini hedef alan antidemokratik müdahalelerle dolu olduğunu belirterek, bu tür müdahalelerin toplumsal hafızada derin yaralar açtığını ifade etti.
Emek Hareketinin Postallar Altında Ezildiği Dönem
Arslan, darbe dönemlerinin ekonomik krizleri tetiklediğini ve bu krizlerin faturasının her zaman çalışan kesime kesildiğini belirtti. 12 Eylül darbesinin ardından yaşanan süreçte, kamu ve özel sektörün büyük bir ekonomik dar boğaza girdiğini, milli gelir ve büyüme hızının ciddi oranda düştüğünü hatırlatan Arslan, işsizlik oranlarındaki artışın emekçileri nasıl çaresiz bıraktığına dikkat çekti. O dönemde yaklaşık 30 bin işçinin haksız yere işten çıkarıldığını, sendikal faaliyetlerin tamamen durdurulduğunu ve toplu sözleşme düzeninin tasfiye edildiğini belirten Arslan, işçilerin ikramiyelerinin sınırlandırıldığını, kıdem tazminatı haklarının adeta talan edildiğini ve grevlerin yasaklanarak sendikacıların gözaltına alındığını vurguladı. Emek hareketinin darbecilerin postalları altında ezilmeye mahkûm edildiği bu karanlık günlerde, 1982 Anayasası ile sendikal hak ve özgürlüklerin tamamen abluka altına alındığına dikkat çeken Arslan, bu baskıcı dönemin izlerinin hala tam anlamıyla silinemediğini savundu.
Darbe Anayasasının Gölgesinde Kalan Demokratikleşme
HAK-İŞ Konfederasyonu olarak 50 yıllık onurlu tarihlerinde 12 Eylül'den 28 Şubat'a, 27 Nisan e-bildirgesinden 15 Temmuz hain darbe girişimine kadar her türlü antidemokratik müdahaleye karşı net bir duruş sergilediklerini belirten Arslan, her zaman milli iradeden ve hukuk devletinden yana olduklarını ifade etti. Arslan, darbe yönetiminin emek ve demokrasi üzerinde oluşturduğu baskının 1982 Anayasası ile kalıcılaştırılmaya çalışıldığını belirterek, aradan geçen yıllara rağmen mevcut anayasal düzenin Türkiye'nin demokratikleşme ihtiyacını bütünüyle karşılamadığını savundu. 2010 yılındaki anayasa değişikliği referandumunda darbecilerin yargılanmasının önünün açılmasını tarihi bir adım olarak nitelendiren Arslan, HAK-İŞ'in bu süreçte darbecilerden hukuk önünde hesap sorulması konusunda aktif bir rol üstlendiğini hatırlattı.
Yeni ve Sivil Bir Anayasa Çağrısı
Milli Güvenlik Konseyi'nin 8 Nolu kararıyla faaliyetleri durdurulan HAK-İŞ'in, darbecilerin yargılandığı davalara müdahil olarak darbeci gelenekle hesaplaşma konusunda önemli bir sorumluluk üstlendiğini belirten Arslan, Türkiye'nin ikinci yüzyılına dair beklentilerini de dile getirdi. Toplumun tüm kesimlerinin görüşlerinin alındığı, geniş bir toplumsal mutabakatın sağlandığı ve millet iradesinin esas alındığı yeni, bütünsel ve sivil bir anayasanın Türkiye'yi demokrasi ve hukuk devleti temelinde taçlandıracağına inandıklarını ifade eden Arslan, darbe ürünü olan mevcut anayasal düzenin artık miadını doldurduğunu vurguladı. HAK-İŞ olarak bütün darbeleri ve antidemokratik müdahaleleri reddettiklerini yineleyen Arslan, darbecilerden hukuk çerçevesinde hesap sorulması, darbe dönemlerinde yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi ve darbenin toplumsal hayattaki izlerinin tamamen silinmesi talebini bir kez daha kamuoyuyla paylaştı.