Antalya'da gerçekleşecek COP31 zirvesine doğru geri sayım sürerken, çalışma hayatının geleceği ve iklim kriziyle mücadelede emekçilerin konumu Ankara'da düzenlenen kapsamlı bir toplantıda masaya yatırıldı. Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, COP31'e Giderken Emek Dünyasının Ortak Gündemi başlıklı programda yaptığı konuşmada, yeşil ve dijital dönüşümün sadece teknolojik bir değişim olarak görülmesinin büyük bir yanılgı olduğunu ifade etti. Yalçın, iklim krizinin çevresel boyutunun ötesinde, ekonomik ve toplumsal bir adalet meselesi olduğunu belirterek, dönüşüm süreçlerinde insanın ve emeğin merkeze alınması gerektiğinin altını çizdi.
Teknolojik ilerleme refahın garantisi değildir
Dijitalleşme, yapay zeka ve otomasyonun üretim biçimlerini kökten değiştirdiği bir dönemden geçildiğini hatırlatan Yalçın, bu gelişmelerin kendiliğinden sosyal adaleti getirmeyeceğini savundu. Ekonomik büyümenin veya yeşil bir dönüşümün, refahın adil paylaşılacağı anlamına gelmediğini vurgulayan Memur-Sen lideri, teknolojinin ilerlemesinin insanların yaşam şartlarını otomatik olarak iyileştirmediğini belirtti. Yalçın, emeği yalnızca azaltılması gereken bir maliyet kalemi olarak gören anlayışın, doğayı da sınırsız bir kaynak gibi tükettiğini ifade ederek, hem emeği hem de doğayı koruyan bir kalkınma modelinin şart olduğunu dile getirdi.
Adil geçişin merkezinde kamu hizmetleri yer almalı
İklim krizinin etkilerinin derinleştiği bir dünyada, kamu hizmetlerinin öneminin her zamankinden daha fazla arttığını belirten Yalçın, kamu çalışanlarının bu dönüşüm sürecindeki kilit rolüne dikkat çekti. Kamu görevlilerinin, dönüşüm politikalarının uygulanmasında ve toplumun dayanıklılığının artırılmasında temel aktörler olduğunu söyleyen Yalçın, kamu hizmetlerinin yeşil dönüşümün önünde bir engel değil, aksine adil bir dönüşümün temel altyapısı olduğunu ifade etti. Bu nedenle kamu çalışanlarının mesleki kapasitelerinin geliştirilmesi ve çalışma şartlarının iyileştirilmesinin, iklim politikalarının ayrılmaz bir parçası olması gerektiğini vurguladı.
Emekçinin dışlandığı bir dönüşüm başarıya ulaşamaz
Sanayi temiz teknolojiye geçerken emekçinin işsiz kalması veya güvencesiz, düşük ücretli işlere mahkûm edilmesi durumunda adil bir geçişten söz edilemeyeceğini belirten Yalçın, dönüşümün kazanımlarının adil paylaşılması gerektiğini söyledi. COP31 sürecinde sendikaların karar alma mekanizmalarında etkin bir şekilde yer alması gerektiğini savunan Yalçın, çalışanlar için mesleki eğitim, yeniden beceri kazanma ve gelir güvencesi gibi mekanizmaların hayata geçirilmesi çağrısında bulundu. Program, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ile çeşitli konfederasyon başkanlarının katılımıyla devam ederken, iklim adaleti için küresel eşitsizliklerin yeni bir yeşil söylemle yeniden üretilmemesi gerektiği mesajı öne çıktı.