ABD ile İran arasında sağlanan kritik mutabakat, küresel enerji piyasalarında dengeleri değiştirdi. Hürmüz Boğazı'nda ticari gemi trafiğinin yeniden hız kazanmasıyla birlikte Brent petrolün varil fiyatında 60-65 dolar seviyeleri konuşulmaya başlandı.
Dünya ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı, ABD ve İran arasında varılan uzlaşmanın ardından derin bir nefes aldı. Kriz döneminde neredeyse durma noktasına gelen ve yüzde 1 seviyelerine kadar gerileyen deniz trafiğinin, atılan adımlarla birlikte bir hafta içerisinde yüzde 90 kapasiteye ulaşması öngörülüyor.
Diplomatik kanallarda İsviçre merkezli yürütülen 18 saatlik yoğun müzakereler, gemilerin güvenli geçişine olanak tanıyan yeni bir mekanizmanın kurulmasını sağladı. Tahran'a yönelik petrol ihracatı kısıtlamalarının esnetilmesi ve deniz ablukasının kalkması, piyasalardaki arz endişelerini büyük ölçüde dindirirken, Brent petrolün varil fiyatı 78 dolar seviyelerine kadar çekildi.
Uzmanlar: Arz fazlası fiyatları aşağı çekecek
Türkiye Enerji Stratejileri ve Politikaları Araştırma Merkezi (TESPAM) Başkanı Oğuzhan Akyener, yaşanan gelişmeleri piyasalar açısından bir dönüm noktası olarak nitelendirdi. Özellikle İran'ın elinde tuttuğu yüksek miktardaki ham petrol stokunun piyasaya girmesiyle birlikte küresel arzda ciddi bir genişleme yaşanacağını belirten Akyener, bu durumun fiyatlar üzerinde baskı oluşturacağını vurguladı.
Akyener, "Beklenenden çok daha yoğun bir arz oluşacak. Bu durum, Brent petrolde 60-65 dolar bandının gündeme gelmesini sağlayabilir. Savaş öncesi seviyelerin altına inilmesi artık sürpriz değil," değerlendirmesinde bulundu.
Stoklar yenileniyor, trafik normale dönüyor
Çatışmalar süresince birçok OECD ülkesinin stratejik petrol stoklarını kullanmak zorunda kaldığını hatırlatan uzmanlar, önümüzdeki dönemde bu ülkelerin stoklarını yeniden doldurma sürecine gireceğini öngörüyor. Buna rağmen, Hürmüz Boğazı'ndan geçişlerin kriz öncesi seviyelerin de üzerine çıkabileceği tahmin ediliyor.
Bölgedeki askeri hareketliliğin tamamen sona ermediğini ancak ticari işleyişin eski sistemine yakın bir tempoya kavuştuğunu belirten analistler, ABD yönetiminin de iç politikadaki seçim süreci nedeniyle akaryakıt fiyatlarını düşük tutma stratejisi izlediğine dikkat çekiyor. Washington'ın, petrol arzını artırarak hem küresel piyasaları rahatlatmayı hem de kendi ekonomik hedeflerini korumayı amaçladığı ifade ediliyor.