Erzurum'un Aşkale ilçesinde, yüzyıllar boyunca tarihi İpekyolu'nun güvenliğini sağlayan ve kervanların geçiş güzergahında bir gözetleme kulesi işlevi gören Selçuklu dönemi kümbeti, bugün yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyor. Geçmişin izlerini taşıyan bu önemli mimari eser, bölgede meydana gelen şiddetli depremlerin yarattığı tahribatın yanı sıra, define avcılarının gerçekleştirdiği kaçak kazılar nedeniyle büyük ölçüde zarar görmüş durumda. Yapının ayakta kalan kısımları da her geçen gün biraz daha yıkılma riskiyle karşı karşıya kalırken, yerel halk ve tarih meraklıları bu kültürel mirasın kurtarılması için yetkililerden acil bir restorasyon hamlesi bekliyor.

Tarihi İpekyolu'nun stratejik noktası
Emekli öğretmen ve tarihçi Abdurrahman Zeynal, söz konusu yapının sadece bir mezar anıtı değil, aynı zamanda bölgenin stratejik güvenliğini sağlayan kritik bir merkez olduğunu vurguluyor. Tarihi İpekyolu'nun hemen arka kısmından geçtiğini belirten Zeynal, kervanların bu güzergahı takip ederek Trabzon'un Çaykara ilçesine ve oradan da limanlara ulaştığını ifade ediyor. Kervanların güvenliğini sağlamak amacıyla inşa edilen bu yapının bulunduğu tepenin, tarihsel süreçte oldukça önemli bir konumda yer aldığını dile getiren Zeynal, eserin geçmişle gelecek arasında kurduğu köprünün önemine dikkat çekiyor.

Sekizgen mimarinin hüzünlü hikayesi
Kümbetin mimari detaylarına bakıldığında, Selçuklu sanatının inceliklerini yansıtan sekizgen bir plan yapısı göze çarpıyor. Beyaz taşlar ve dönemin dayanıklı malzemesi olan Horasan harcı kullanılarak inşa edilen bu eser, 1960'lı yıllara kadar oldukça sağlam bir şekilde varlığını sürdürmeyi başarmıştı. Ancak geçen zaman içerisinde yaşanan doğal afetler, yapının statik dengesini bozarak ciddi hasarlar almasına neden oldu. Zeynal, yapının günümüze kadar sapasağlam ulaşabilmiş olmasını temenni ettiklerini belirterek, eserin mimari estetiğinin korunması gerektiğinin altını çiziyor.

Gelecek nesillere aktarılması için acil çağrı
Günümüzde yapının önemli bir bölümü yıkılmış durumda ve geriye kalan kısımlar da definecilerin insafına terk edilmiş görünüyor. Bölgedeki tarihi dokunun korunması ve bu kadim mirasın gelecek nesillere aktarılması için kapsamlı bir restorasyon çalışmasının şart olduğu ifade ediliyor. Kaçak kazıların durdurulması ve yapının çevresinin güvenlik altına alınması, bölge halkının en büyük beklentisi haline geldi. Tarihi mirasın korunması adına atılacak adımların, hem kültürel değerlerin yaşatılması hem de bölge turizminin canlandırılması açısından büyük önem taşıdığı belirtiliyor.




