İzmir'de kış aylarındaki yağışlar baraj doluluk oranlarını yüzde 50'nin üzerine çıkardı. Bu durum halkta kuraklık riskinin bittiği algısını yaratsa da uzmanlar durumu "yanıltıcı bir yükseliş" olarak tanımlıyor. Yağışlar toprağa sızmak yerine yüzeyden akıp gittiği için yer altı kaynakları yeterince beslenemiyor.

Yanıltıcı doluluk oranları
Ege Üniversitesi'nden Prof. Dr. Hüseyin Hüsnü Kayıkçıoğlu, İzmir'in su ihtiyacının yüzde 70'ini yer altı kaynaklarından karşıladığını hatırlatıyor. Geçen yıl barajlar boşaldığında kentin suyunun yüzde 95'i kuyulardan çekildi. Bugün 94 bin sulama kuyusunun yanı sıra yaklaşık 360 bin kayıt dışı kuyu bulunuyor. Yapılan ölçümlerde yer altı sularında görülen 5-20 metrelik artışlar, uzun vadeli bir çözüm sunmuyor.

Toprak yönetimi
Suyu tüketim nesnesi olmaktan çıkarıp doğal bir varlık gibi korumamız gerekiyor. Yağan yağmurun sele dönüşmesi, toprak yönetimindeki eksikliklerimizden kaynaklanıyor. Çiftçilerin tarla içi yapılar kurması ve toprak sağlığını öncelikleyen yöntemleri benimsemesi şart. Aksi takdirde, bilinçsiz su kullanımıyla hem verimli üst toprağı kaybediyoruz hem de bitki köklerine zarar veriyoruz.

Peki bu durum sizi nasıl etkiliyor?
Yer altı suları yenilenemediği sürece kuraklık riski her an kapıda. Şehirde suyun bedava olduğu yanılgısı devam ederse, kaynaklar daha hızlı tükenecek. Uzmanlar, suyu etkin kullanan akıllı yönetim sistemlerine geçilmediği takdirde gelecekte daha ciddi bir su kriziyle karşı karşıya kalabileceğimizi belirtiyor.



