Türkiye genelinde 32 binden fazla vatandaş, hayata tutunabilmek için organ nakli bekliyor. Her geçen gün büyüyen bu liste, sadece rakamlardan ibaret değil; her bir satırda, zamanla yarışan ve umudunu korumaya çalışan insanların hikayeleri yer alıyor. Konya Şehir Hastanesi Organ Nakil Koordinatörü Doç. Dr. Mehmet Akif Yazar, bu kritik süreci yönetirken karşılaştıkları en büyük engelin, beyin ölümü gerçekleşen hastaların ailelerinden alınan onay oranlarının düşüklüğü olduğunu vurguluyor.
Bir bedenden sekiz yeni umut doğabiliyor
Modern tıp, beyin ölümü gerçekleşmiş bir bireyin organlarının, nakil bekleyen birçok hasta için yeniden yaşam kaynağı olabileceğini kanıtlıyor. Doç. Dr. Yazar, bu sürecin tıbbi boyutunu şu sözlerle açıklıyor: Yoğun bakım şartlarında beyin ölümü gerçekleşmiş bir kişiden kalp, akciğer, karaciğer, iki böbrek, ince bağırsak ve pankreas gibi hayati organların yanı sıra rahim nakli gibi ileri düzey operasyonlar da gerçekleştirilebiliyor. Bu tablo, tek bir bağışın sekiz farklı hastaya umut ışığı olabileceği anlamına geliyor. Ancak bu büyük potansiyele rağmen, Türkiye'deki onay mekanizması dünya standartlarının oldukça gerisinde kalmaya devam ediyor.
Yanlış bilinenler ve cenaze bütünlüğü endişesi
Ailelerin organ bağışına onay vermemesinin arkasında yatan en temel nedenlerden biri, beyin ölümü ile bitkisel hayat arasındaki kavram kargaşasıdır. Doç. Dr. Yazar, ailelerin yakınlarının tıbben ve hukuken vefat etmiş olmalarına rağmen kalplerinin atıyor olması nedeniyle öldüklerine inanmakta güçlük çektiklerini belirtiyor. Bir diğer önemli çekince ise cenazenin bütünlüğünün bozulacağı korkusudur. Oysa uzmanlar, organ nakli operasyonlarının tıpkı diğer cerrahi müdahaleler gibi büyük bir estetik ve etik hassasiyetle yapıldığını, işlemin ardından cenazenin usulüne uygun şekilde aileye teslim edildiğini ısrarla vurguluyor.
Avrupa'da yüzde 80, Türkiye'de yüzde 20
İstatistikler, Türkiye'deki organ bağışı bilincinin geliştirilmesi gereken bir alan olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor. Doç. Dr. Yazar'ın paylaştığı verilere göre, Türkiye'de beyin ölümü gerçekleşen vakalarda aile onay oranı yüzde 20 civarında seyrediyor. Bu oran Avrupa ülkelerinde yüzde 70-75, İspanya gibi ülkelerde ise yüzde 80 seviyelerine kadar çıkabiliyor. Konya'daki veriler de Türkiye ortalamasıyla paralel bir seyir izliyor. Bursa, İzmir ve Samsun gibi bölgelerde bu oranlar biraz daha yüksek olsa da, ülke genelinde hedeflenen seviyelere ulaşmak için daha kapsamlı bilgilendirme çalışmalarına ihtiyaç duyuluyor.
Dijitalleşen bağış süreci ve toplumsal sorumluluk
Sağlık Bakanlığı, organ bağışını teşvik etmek ve süreci hızlandırmak adına dijital altyapısını güçlendirdi. Artık vatandaşlar, e-Devlet veya e-Nabız üzerinden çok kısa sürede organ bağışı işlemlerini gerçekleştirebiliyor. Doç. Dr. Yazar, organ bağışını sadece tıbbi bir gereklilik değil, aynı zamanda toplumsal bir dayanışma biçimi olarak tanımlıyor. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın da vurguladığı gibi, candan cana yapılan bu bağış, hayattayken bırakılabilecek en kıymetli sadakalardan biri olarak görülüyor. Toplumun her kesiminin bu konuda daha duyarlı olması, binlerce hastanın yeniden hayata dönmesi için hayati bir önem taşıyor.