Dünya genelinde 850 milyondan fazla insanı etkileyen kronik böbrek hastalığı, günümüzde modern tıbbın en büyük mücadele alanlarından biri olmaya devam ediyor. Türkiye'de her altı kişiden birinde görülen bu sinsi rahatsızlık, genellikle diyabet ve hipertansiyon gibi kronik sorunların bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. Böbrek fonksiyonlarının geri dönüşümsüz kaybı anlamına gelen son dönem böbrek yetmezliğinde, en ideal tedavi yöntemi olarak böbrek nakli öne çıksa da, organ bağışındaki yetersizlikler ve tıbbi engeller nedeniyle hastaların büyük bir çoğunluğu diyaliz tedavisine bağımlı kalıyor. Bu noktada Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen evde hemodiyaliz uygulaması, hastaların yaşam standartlarını kökten değiştiren bir seçenek olarak dikkat çekiyor. Halihazırda ülke genelinde 1396 hasta, hastane ortamına bağımlı kalmadan kendi evlerinde bu tedaviye erişim sağlıyor.

Tedavi Sürecinde Yeni Bir Standart
Bilkent Şehir Hastanesi Nefroloji Kliniği'nden Doç. Dr. Ezgi Coşkun Yenigün, merkezlerde uygulanan haftada üç gün ve dört saatlik standart diyaliz seanslarının, böbreğin fizyolojik işlevlerini karşılamada yetersiz kaldığını vurguluyor. Doç. Dr. Yenigün, evde uygulanan hemodiyalizin, tedavi süresini ve sıklığını artırarak kan basıncı ile anemi gibi kritik değerlerin çok daha etkin bir şekilde kontrol altına alınmasına olanak tanıdığını belirtiyor. Uzmanlara göre, evde diyaliz imkanı sadece bir konfor değil, aynı zamanda kalp fonksiyonlarını iyileştiren ve hastaların diyaliz sonrası yaşadığı yorgunluk hissini minimize eden tıbbi bir gereklilik haline geliyor. Literatürdeki veriler, evde uygulanan bu yöntemin sağ kalım oranları açısından kadavra böbrek nakliyle eşdeğer sonuçlar verebildiğini ortaya koyuyor. 2006 yılından bu yana Türkiye'de uygulanan ve 2010 yılından itibaren geri ödeme kapsamına alınan bu sistem, hastaların ölüm riskini ciddi oranda azaltarak onlara daha uzun ve kaliteli bir yaşam vaat ediyor.

Kimler Evde Diyaliz İçin Uygun?
Evde hemodiyaliz uygulamasının önünde yaş, eğitim düzeyi veya sosyokültürel durum gibi herhangi bir engel bulunmuyor. Doç. Dr. Yenigün, hastanın bu tedaviye gönüllü olmasının ve istekli davranmasının yeterli olduğunu ifade ediyor. Ancak ciddi kalp-damar hastalıkları, kontrolsüz epilepsi veya ileri derecede görme ve işitme kaybı gibi özel tıbbi durumları olan hastalar için bu yöntemin uygun olmayabileceği belirtiliyor. Tedaviye uyum sağlayan hastalar, kendi evlerinin konforunda, hastane trafiğine girmeden ve randevu saatlerine sıkışmadan sağlıklarını koruma şansı elde ediyor. Ankara'da yaşayan ve 13 yıldır diyaliz tedavisi gören 41 yaşındaki Tuğba Ural, yedi yıldır evde hemodiyaliz uygulamasından faydalanan hastalardan biri. Annesi Bingüzel Ural ile birlikte bu süreci yöneten Tuğba Ural, evde diyalizin kendisine normal ve sağlıklı bir birey gibi yaşama imkanı sunduğunu dile getiriyor.

Hayallere Açılan Kapı: Organ Bağışı
Hastane diyalizlerinin katı seans saatlerinin hayatını kısıtladığını belirten Ural, evde diyaliz sayesinde kendi düzenini kurabildiğini ve kalbini daha az yorduğunu ifade ediyor. Ancak tüm bu teknolojik gelişmelere rağmen, böbrek hastalarının en büyük arzusu hala kalıcı bir çözüm olan organ nakli. Tuğba Ural, diyaliz nedeniyle gerçekleştiremediği hayallerine kavuşmak için organ bağışının önemine dikkat çekiyor. Çocuklarına daha verimli bir anne olabilmeyi ve nakil sonrası kızlarıyla birlikte umreye gitmeyi hayal eden Ural, herkesi organ bağışında bulunmaya davet ediyor. Sağlık Bakanlığı'nın sunduğu evde hemodiyaliz hizmeti, nakil bekleyen hastalar için bir köprü görevi görerek, onların hayata tutunma azmini ve yaşam kalitesini en üst seviyeye taşımayı hedefliyor.




