Global Firepower tarafından açıklanan 2026 raporu, Türk donanmasının modern denizaltı kapasitesiyle Avrupa’daki pek çok köklü askeri gücü geride bırakarak dünya sıralamasında ilk 10 içerisinde yer aldığını tescilledi.
Küresel askeri rekabetin okyanus derinliklerine taşındığı bir dönemde, askeri veri analiz kuruluşu Global Firepower (GFP) merakla beklenen 2026 denizaltı filosu raporunu paylaştı. Envanterindeki 14 modern denizaltı ile dikkat çeken Türkiye, Avrupa’nın denizlerdeki geleneksel güçleri olan İngiltere, Fransa ve Yunanistan gibi ülkeleri geride bırakarak listede dokuzuncu sırada yer buldu.
Mavi Vatan'ın çelik muhafızları olarak nitelendirilen Türk denizaltı filosu, stratejik caydırıcılığı ve teknolojik donanımıyla dünya genelindeki askeri dengeleri yeniden şekillendiriyor.
Denizlerin yeni hakimleri belli oldu
Rapora göre, 66 denizaltıyla Rusya ve ABD zirveyi paylaşırken, Çin 61 denizaltıyla üçüncü sırada yer alıyor. Listenin ilk 10 sırasında yer alan ülkeler ve denizaltı sayıları ise şu şekilde sıralanıyor:
1. Rusya: 66
2. ABD: 66
3. Çin: 61
4. İran: 25
5. Kuzey Kore: 24
6. Japonya: 23
7. Güney Kore: 22
8. Hindistan: 18
9. TÜRKİYE: 14
10. Birleşik Krallık: 10
Avrupa'nın köklü donanmaları geride kaldı
Listenin alt sıralarında ise Avrupa'nın önemli askeri güçleri yer alıyor. Fransa ve Yunanistan 9'ar denizaltıyla 11 ve 12. sıralarda kendine yer bulurken, Mısır 8, İtalya 8 ve Pakistan 8 denizaltıyla Türkiye'yi takip eden ülkeler arasında bulunuyor. Almanya ise 6 denizaltıyla listenin 19. sırasında yer alarak denizaltı kapasitesi bakımından Türkiye'nin gerisinde kaldı.
Teknolojik üstünlük ve caydırıcılık
2026 yılı askeri güç dengeleri sadece denizaltı sayılarıyla değil, aynı zamanda filoların teknolojik kapasitesi ve operasyonel kabiliyetleriyle de belirleniyor. Türkiye, yerli ve milli savunma sanayii projeleriyle denizaltı filosunu modernize etmeye devam ederken, bu listedeki yükselişi stratejik hedeflerinin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, Türkiye'nin denizaltı filosundaki bu artışın, bölgedeki jeopolitik etkisini doğrudan güçlendirdiğine dikkat çekiyor.