Havadis | Yaşam | Savaşın gölgesinde bir çocukluk: Gazze’de eğitim ve geleceğin izini sürmek

Savaşın gölgesinde bir çocukluk: Gazze’de eğitim ve geleceğin izini sürmek

Düzce’de düzenlenen özel bir etkinlikte, Gazze’deki çocukların savaşın yıkıcı etkileri altındaki eğitim mücadelesi ve geleceğe tutunma çabaları bilimsel bir perspektifle masaya yatırıldı.

Düzce’de düzenlenen özel bir etkinlikte, Gazze’deki çocukların savaşın yıkıcı etkileri altındaki eğitim mücadelesi ve geleceğe tutunma çabaları bilimsel bir perspektifle masaya yatırıldı.

Savaşın gölgesinde bir çocukluk: Gazze’de eğitim ve geleceğin izini sürmek
KAYNAK: İhlas Haber Ajansı

Düzce Millet Bahçesi, 1 Eylül Dünya Barış Günü vesilesiyle oldukça anlamlı ve insani boyutu ağır basan bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Yükseköğretim Kurulu öncülüğünde başlatılan Gazze İçin Bilim Kafe etkinlikleri dizisinin ilk halkası, Düzce Üniversitesi’nin akademik ve toplumsal katkı birimlerinin iş birliğiyle gerçekleştirildi. Her Şartta Öğrenmek: Gazze’de Çocuk, Eğitim ve Gelecek başlığı altında düzenlenen bu özel program, sadece akademik bir tartışma platformu değil, aynı zamanda savaşın en savunmasız kurbanları olan çocukların sesini duyurma çabası olarak öne çıktı.

Programa Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nedim Sözbir, üniversite yönetimi, sivil toplum temsilcileri, Filistinli öğrenciler ve çok sayıda duyarlı vatandaş katılım gösterdi. Kurumsal İletişim Koordinatörü Öğr. Gör. Duygu Özdemir Cömert’in moderatörlüğünde gerçekleşen oturumda, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Koç ve Akçakoca Bey Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Basma Almisshal, savaşın çocuk psikolojisi ve eğitim üzerindeki yıkıcı etkilerini derinlemesine analiz etti.

Çocukluğun masumiyetinden savaşın karanlığına

Programın açılışında konuşan Öğr. Gör. Duygu Özdemir Cömert, Bilim Kafe etkinliklerinin bugüne kadar pek çok farklı konuyu ele aldığını ancak Gazze konusunun taşıdığı insani sorumluluk nedeniyle çok daha derin bir anlam ifade ettiğini belirtti. Etkinliğin, barışın sembolik günü olan 1 Eylül’de gerçekleştirilmesi, eğitimin ve bilimin barışın inşasındaki temel rolüne vurgu yapılması açısından kritik bir öneme sahipti.

Prof. Dr. Mustafa Koç, çocukluk döneminin benlik ve kimlik inşasındaki belirleyici rolüne dikkat çekerek, güvenli bir ortamda büyüyen bir çocuk ile savaşın gölgesinde yaşam mücadelesi veren bir çocuğun dünyaları arasındaki uçurumu gözler önüne serdi. Çocukların çok erken yaşlarda ölüm, kayıp ve belirsizlik gibi ağır kavramlarla tanışmasının, onların psikolojik gelişimlerinde derin yaralar açtığını ifade eden Koç, bu travmatik deneyimlerin bireyin gelecekteki yaşam algısını doğrudan şekillendirdiğini vurguladı.

Okul sadece bir bina değil, bir güven limanıdır

Filistinli bir akademisyen olarak Gazze’deki durumu bizzat yaşayan Dr. Öğr. Üyesi Basma Almisshal ise eğitimin sadece akademik bir süreç olmadığını, okulun çocuklar için evden sonraki en önemli güvenli alan olduğunu belirtti. Almisshal, okulun arkadaşlıkların kurulduğu, oyunun iyileştirici gücünün hissedildiği ve güven duygusunun pekiştirildiği bir yaşam alanı olduğunu vurgulayarak, bu alanların kaybının çocukların sosyal ve duygusal gelişimlerinde telafisi güç boşluklar yarattığını ifade etti.

Savaşın getirdiği tüm yıkıma rağmen Filistinli çocukların öğrenme azminin devam ettiğini belirten Almisshal, eğitimin onlar için sadece bilgi edinme aracı değil, aynı zamanda geleceğe tutunmanın ve yaşamı yeniden inşa etmenin en güçlü yolu olduğunu dile getirdi. Bu çabanın, savaşın yarattığı karanlığa karşı bir direnç noktası oluşturduğu üzerinde duruldu.

Geleceği inşa etmek: Kayıp nesil riskine karşı sorumluluk

Programın ilerleyen bölümlerinde, savaşın uzun vadeli etkileri ve bugün yaşanan travmaların yetişkinlik dönemine yansımaları detaylıca tartışıldı. Prof. Dr. Mustafa Koç, çocukların psikolojik ve sosyal açıdan desteklenmesinin, sadece bugünü değil, geleceğin toplum yapısını da doğrudan etkileyeceğini belirtti. Uzun süre eğitimden uzak kalan çocukların oluşturabileceği kayıp nesil riskine karşı, uluslararası toplumun ve eğitim kurumlarının daha etkin destek mekanizmaları geliştirmesi gerektiği üzerinde duruldu.

Etkinliğin sonunda, Filistinli çocukların sadece bugünü değil, geleceği ve varlığın devamlılığını temsil ettiği vurgulanarak, onların güvenli ortamlarda eğitim alabilmelerinin küresel bir sorumluluk olduğu yinelendi. Gazze’deki çocukların eğitim haklarına kavuşması için atılacak her adımın, barışın inşası için bir tuğla niteliğinde olduğu belirtilerek, günün anısına çekilen hatıra fotoğrafı ile program sonlandırıldı.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız