Havadis | Ankara | Betonlaşan Şehirler Yağmuru Felakete Dönüştürüyor: Doğaya Karşı Açılan Savaşın Bedeli

Betonlaşan Şehirler Yağmuru Felakete Dönüştürüyor: Doğaya Karşı Açılan Savaşın Bedeli

Hacettepe Üniversitesi'nden Prof. Dr. Mehmet Ekmekçi, iklim değişikliğinin şiddetlendirdiği yağışların neden olduğu afetlerde, yanlış kentleşme ve betonlaşmanın başrol oynadığını vurgulayarak acil eylem planı çağrısında bulundu.

Hacettepe Üniversitesi'nden Prof. Dr. Mehmet Ekmekçi, iklim değişikliğinin şiddetlendirdiği yağışların neden olduğu afetlerde, yanlış kentleşme ve betonlaşmanın başrol oynadığını vurgulayarak acil eylem planı çağrısında bulundu.

Betonlaşan Şehirler Yağmuru Felakete Dönüştürüyor: Doğaya Karşı Açılan Savaşın Bedeli
KAYNAK: Demirören Haber Ajansı

Hacettepe Üniversitesi Hidrojeoloji Mühendisliği Programı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ekmekçi, son dönemde sıkça karşılaştığımız şiddetli yağışların neden olduğu yıkıcı etkilerin sadece iklim krizine bağlanamayacağını, asıl sorunun doğayla uyumsuz şehirleşme modellerinde yattığını belirtti. İklim değişikliğinin atmosferdeki nem taşıma kapasitesini artırarak yağışların şiddetini yükselttiği bilimsel bir gerçek olsa da, bu doğa olaylarının birer felakete dönüşmesinde insan eliyle yapılan hataların payı oldukça büyük. Prof. Dr. Ekmekçi, özellikle şehir merkezlerindeki geçirimsiz yüzeylerin artışının, yağmur sularının toprak tarafından emilmesini engellediğini ve bu durumun suyun hızla yüzey akışına geçerek taşkınlara yol açtığını ifade etti.

Betonlaşma ve Yüzey Akışının Tehlikeli İlişkisi

Şehirlerdeki asfalt yollar ve beton yapılar, doğal bir sünger görevi gören toprağın işlevini yitirmesine neden oluyor. Normal şartlarda toprağın süzerek yeraltı sularına karışmasını sağladığı yağışlar, günümüzde beton zeminler üzerinde birikerek hızla dere yataklarına ulaşıyor. Bu durum, taşkın riskini katlayarak artırırken, dere yataklarına verilen yapılaşma izinleri ve taşkın ovalarının iskana açılması, iklimsel bir olayı doğrudan bir afete dönüştürüyor. Prof. Dr. Ekmekçi, bu noktada sorumluluğun tamamen planlama hatalarında olduğunu vurgulayarak, mevcut yapılaşmanın kademeli olarak daha güvenli bölgelere taşınması gerektiğinin altını çiziyor.

Betonlaşan Şehirler Yağmuru Felakete Dönüştürüyor: Doğaya Karşı Açılan Savaşın Bedeli

İklim Değişikliği ve Öngörülemezlik Çağı

Atmosferdeki sıcaklığın her bir derece artışının, nem taşıma kapasitesini yüzde 7 ile 8 oranında yükselttiğini belirten uzman isim, bu durumun yağış rejimlerini kökten değiştirdiğini söylüyor. Artık yıllık yağış miktarları uzun bir zamana yayılmak yerine, birkaç saatlik kısa süreli ancak çok şiddetli sağanaklar halinde düşüyor. Bu düzensiz yağış rejimi, hem kuraklık riskini hem de ani sel felaketlerini aynı anda tetikleyebiliyor. Mevsimsel kaymaların bitki örtüsü ve ekosistem üzerindeki olumsuz etkileri de göz önüne alındığında, geleceğin öngörülebilirliğinin giderek azaldığı bir döneme girdiğimiz görülüyor.

Erken Uyarı Sistemleri ve Toplumsal Bilinç

Afetlerle mücadelede sadece teknik altyapının yeterli olmadığını savunan Prof. Dr. Ekmekçi, drenaj sistemlerinin gelecekteki yağış şiddetleri göz önüne alınarak yeniden tasarlanması gerektiğini belirtiyor. Havza ölçeğinde güncellenmiş taşkın risk haritalarının hayati önem taşıdığını ifade eden Ekmekçi, erken uyarı sistemlerinin ise ancak doğru bir planlama ve eğitimle başarıya ulaşabileceğini vurguluyor. Uyarı sistemlerinin sadece bir sinyalden ibaret kalmaması, halkın bu uyarılar karşısında nasıl davranacağını bilmesi ve bu konuda uzmanlar tarafından eğitilmesi, afet yönetiminin en kritik bileşenlerinden biri olarak öne çıkıyor. Emisyon azaltma hedeflerinin ve küresel iklim politikalarının bu süreçteki rolü ise tartışılmaz bir gerçeklik olarak karşımızda duruyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız