Vezüv Yanardağı'nın külleri altında kalan binlerce yıllık parşömenleri dijital yöntemlerle gün yüzüne çıkaran bilim dünyası, şimdi de devasa bir ödüllü yarışma ile tarihin gizemlerini çözmeye hazırlanıyor.
Antik Roma dönemine ait, Vezüv Yanardağı'nın MS 79 yılındaki patlamasıyla kömürleşmiş ve dokunulduğu an ufalanacak kadar hassas hale gelmiş papirüsler, modern teknolojinin sınırlarını zorluyor. Uzun yıllar boyunca "okunamaz" olarak kabul edilen bu tarihi belgeler, geliştirilen yeni nesil "sanal açma" tekniği sayesinde artık fiziksel bir müdahaleye gerek kalmadan dijital ortamda incelenebiliyor.
Yapay zeka devrimiyle gelen tarihi keşif
Araştırmacılar, yapay zeka modellerini ve gelişmiş tarama cihazlarını kullanarak, yanmış parşömenlerin katmanlarını tek tek dijital olarak ayırmayı başardı. Kentucky Üniversitesi'nden Profesör Brent Seals, kısa bir süre öncesine kadar imkansız görülen bu işlemin, bugün bilimsel bir rutin haline geldiğini belirterek teknolojinin tarih araştırmalarındaki dönüştürücü gücüne dikkat çekti. Proje kapsamında şu ana kadar Epikürcü filozof Philodemus’un çalışmaları dahil olmak üzere 140 yeni metin sütunu başarıyla deşifre edildi.
Kodlar ve veriler herkesin erişimine açıldı
Süreci hızlandırmak ve küresel çapta bir iş birliği sağlamak isteyen proje ekibi, koleksiyondaki tüm metinleri çözmeyi başaracak kişiye 1 milyon dolarlık büyük bir ödül verileceğini duyurdu. Bu hedefe ulaşmak için geliştirilen tüm yazılım kodları, yapay zeka modelleri ve ham veriler kamuya açık hale getirildi. Bilim insanları, bu hamleyle birlikte dünya genelindeki yazılımcıların ve tarih meraklılarının çözüm sürecine doğrudan katkı sunmasını hedefliyor.
600'den fazla el yazması gün yüzüne çıkmayı bekliyor
Halen kazılmayı bekleyen antik villanın derinliklerinde 600’den fazla el yazmasının daha olduğu tahmin ediliyor. Baş papirüs bilimcisi Federica Nicolardi, bu yöntemin en büyük avantajının tarihi eserlere zarar vermeden bilgiye ulaşmak olduğunu ifade ediyor. Artık araştırmacılar, paha biçilemez eserleri korumak ile içindeki bilgileri okumak arasında bir tercih yapmak zorunda kalmıyor. Teknoloji ve arkeolojinin bu eşsiz buluşması, antik dünyanın kayıp kütüphanelerinin yeniden keşfedilmesine olanak tanıyor.