Modern buzdolaplarının olmadığı dönemlerde yaz sıcağıyla başa çıkmak bugünkünden çok daha zordu. Amasya'da yürütülen bir akademik çalışma, ecdadın bu sorunu çözmek için nasıl bir dayanışma mekanizması kurduğunu ortaya koydu. 1872 yılına ait kadı sicilleri, şehrin kavurucu günlerinde halkın serinlemesi için kurulan vakıfların detaylarını günümüze taşıdı.
Geçmişin serinlik dayanışması
Amasya Üniversitesi akademisyenleri, 1624 ile 1880 yılları arasını kapsayan 97 ciltlik kadı sicillerini Türkçeye çeviriyor. Bu çalışma sırasında Saraçzade Ebubekir Efendi ve Hacı Ömer Efendi'nin işlettiği dükkanların gelirlerini, buz vakfı için ayırdığı tespit edildi. Hayırseverler, dağlardan toplanıp özel buzhanelerde saklanan kar ve buzları, halka ücretsiz dağıtılması şartıyla vakfetmiş.
Hayatın her anında buz kullanımı
Tarihçi Fatih Özçelik, bu uygulamanın sadece serinlemek için değil, cenaze işlemlerinden mutfak ihtiyaçlarına kadar geniş bir alanda kullanıldığını belirtiyor. Buzun güneş görmeyen, saman ve otlarla izole edilmiş alanlarda saklandığına dikkat çeken uzmanlar, bu yöntemin Avrupa'daki benzer depolama tekniklerine de ilham verdiğini vurguluyor. Bugün sadece bir tarihi not gibi görünse de, bu belgeler Osmanlı'da sosyal yardımlaşmanın en ince ihtiyaçları bile kapsadığını kanıtlıyor.
Şimdi sırada ne var?
Akademik ekip projenin son aşamasına geldi. Yakın zamanda yayınlanacak olan tüm kayıtlar, bölgenin 300 yıllık sosyal hafızasını dijital ortamda erişilebilir kılacak. Acaba günümüz şehirlerinde bu tarz "sosyal fayda" odaklı gelenekleri yeniden canlandırmak mümkün mü?